Köşe Yazıları  >  ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ
12.11.2015  

 Disleksi (Özel Öğrenme Güçlüğü)

 farkındalık haftası

Disleksi sorunu yaşayan bireylerin toplum tarafından tanınması ve o kişilere karşı duyarlılığı artırmak için bu haftada insanlar bilinçlendirilir.

Disleksi ve öğrenme  arasındaki ilişki anlatılır. Disleksi yaşayan insanlara karşı daha bilinçli olmak ve onların farkında lığını yakalamak gerekir.

İngiltere de 1 - 7 Kasım haftası Disleksi Farkındalık Haftası olarak kutlanmaktadır. Ama ülkemizde kelime anlamı olarak bile daha bilgimiz yoktur.

 

Çocuklardaki öğrenme bozuklukları, çoğu zaman öğretmenler ve veliler tarafından zekâ geriliğiyle karıştırılıyor. Çocuğunuz okumayı yazmayı öğrenemiyorsa, sağıyla solunu ayırt edemiyorsa, hemen geri zekâlı diye damgayı basmayın. Belki de bu durum “disleksi”, ya da öbür tanımıyla özel öğrenme bozukluğundan kaynaklanıyordur.

 

Türkiye´de yalnızca ilkokul çağında sayıları 1 milyon civarında olduğu tahmin edilen dislektik çocukların büyük çoğunluğu normal veya normalin üzerindeki düzeyde zekâya sahip. Disleksinin nedeni henüz tam olarak bilinemiyor, ancak beyne ait duygusal veya davranışsal bozukluktan kaynaklanan akademik becerilerde gerilik olarak tanımlanıyor. Erkek çocuklarda kızlara nazaran 4 kat daha fazla görülüyor. Türkiye´de ise bu tür çocuklar genellikle hiperaktif (dikkat dağınıklığı olan) çocuklarla karıştırılıyor.

 

Metin 5 yaşında konuşmaya başlayabilmiş, okul çağının gelmesiyle de bazı sorunlarının olduğu ortaya çıkmış. Bütün arkadaşları okumaya başladığı halde o hala okumayı çözemiyordu. Harfleri ters yazıyor, ders dinlemiyor ve de “arkadaşlarıyla iyi geçinemiyordu. Çevresindeki herkes, annesi de dâhil olmak üzere, onun geri zekâlı olduğunu düşünüyordu. Metin bütün çabalara rağmen yanlış yazmaya, sağını solunu karıştırmaya devam etti. Sınıf öğretmenin tavsiyesi üzerine özel öğretmen tutuldu. Ancak özel öğretmen de birkaç ders sonra artık gelemeyeceğini, aksi takdirde cinnet geçireceğini söyleyerek ailesini daha da telaşlandırdı. Bunun üzerine annesi Metin´i zekâ testi uygulatmak üzere Çocuk Psikiyatrisi bölümüne götürmüş. Sonuçta Metin ´in zekâ seviyesinin normalin çok üstünde olduğu ortaya çıkmış ve buradaki uzmanlar Metin´e doğru teşhisi koymuş: Dislektik.

 

Çoğunlukla normal ya da üstün zekâlı çocukların “geri zekâlı” damgasını yemesine neden olan disleksi genellikle okul çağında fark edilebiliyor. Ülkemizde de yeni tanınan bu hastalığın, öğretmenler ve veliler tarafından yeterince bilinmemesi bu durumu daha da zorlaştırıyor. 9 yaşındaki Oğuz televizyondaki bütün açıkoturum ve belgeselleri başından sonuna kadar izliyor, araştırmacı, boş zamanlarını bilim ve teknik ansiklopedilerini okuyarak geçiriyor. Zekâ düzeyi ise normalin çok üstünde. Ancak Oğuz okula başladığı ilk yıl, diğer dislektik çocuklar gibi ne okuyabilmiş ne de yazabilmiş. Annesi okuldan almayı düşünmüş, öğretmeni ise sabredin açılacaktır demiş. Oğuz şu anda okuma-yazma biliyor, ancak bazen ters yazıyor veya okurken satır atlıyor, yön bulma problemleri de halen geçmemiş.

 

Öğrenme bozukluğu olan çocukların sorunlarının derecesi farklı olmasına rağmen hepsinin ortak yanı, normal veya normalin üzerinde zekâya sahip olmaları. Ancak okumayı-yazmayı öğrenmede, harfleri ve sembolleri hatırlamada zorluk çekerler. Harfleri ters çevirirler (bal yerine dal, pasta yerine basta gibi ) veya kelimedeki harflerin sırasını değiştirirler (için yerine çini gibi) .

 

Heceleme hatası yaparlar, el yazılarının okunması çok güçtür. Ayrıca çok unutkandırlar. Okulda defterlerini, kalemlerini, ödevlerini unuturlar. Sakar ve dalgın olabilirler. Matematik problemini siz sorarsanız çözer de, kendisine verirseniz çözemez. Çarpım tablosunu öğrenmede zorlanır, ona 6->9,7->4,15->51 gibi görünür. Toplama yerine çarpma yaptığı, toplamaya soldan başladığı görülür. Bazen yazıların aynada aksetmesi gibi ters yazarlar.

 

Türkiye´de 5 yıldır bilinen disleksinin tedavisi mümkün. Zekâları normal veya normalin üzerinde olduğu halde akademik beceri kazanamayan bu çocuklar, uzman bir pedagogun katılımıyla uygulanan, grup veya bireysel terapilere katılarak tedavi ediliyorlar. Ama öncelikle teşhisi doğru koymak gerekiyor. Oysa disleksi Türkiye´de öğretmen ve veliler tarafından yeterince tanınmıyor, bu da işleri zorlaştırıyor. Milli Eğitim Bakanlığı, bu konuda,1992 yılında rehber öğretmen ve diğer ilgili öğretmenlere, okullarda hizmet içi eğitim verilmesini kararlaştırdı. Çevrenize baktığınız zaman her çocuğun farklı yapıda olduğunu görürsünüz. Kimisi hızlı koşabilir, kimisi yavaş, kimisi en güç problemleri kısa sürede çözer, kimisi daha geç. Boyları, saç renkleri, ağırlıkları hep farklıdır. Disleksili çocuklar da bu farklılıklara sahiptir. Bu çocukların da diğerlerinden farklılıkları öğrenme-algılama bozukluklarının olmasıdır.

 

Özel öğrenme bozukluğu Türkiye´de ortalama % 5-10 civarında, yani 40 kişilik bir sınıfta 2 çocukta disleksi var demektir. Bu çocuklara özel psiko-pedagojik yaklaşımla yardım edilmeli, disleksi bir hastalık değil de çözülmesi gereken bir yumak olarak görülmelidir.”

 

Dislektik çocuk;

•  Harfleri ya da rakamları ters algılar. Örneğin 3 rakamını E harfi gibi,veya 6 rakamını 9 olarak görür,

•  Okurken ve yazarken satırları veya sözcükleri atlar,

•  Uzaklık ve derinlik algılamasında sorunları vardır. Bu nedenle eşyalara çarpabilir, sandalyelerden düşebilirler,

•  Yön tayin edemez, sürekli sağ ve solu karıştırırlar,

•  Benzer sesleri birbirine karıştırır, örneğin soba yerine sopa, kova yerine kofa der,

•  Günleri ard arda sayamaz,

•  Ödevlerini yapmayı unutur, sürekli hatırlatmak gerekir,

•  Kendisini çok zor ifade eder, kelimeleri sıralayıp, cümle oluşturmakta güçlük çeker,

•  Önce-sonra, dün-bugün gibi kavramları karıştırır,

•  Arkadaşları ile olan ilişkileri genellikle bozuktur,

•  Değişikliklere uyum sağlayamaz.

 

Dünyada ünlü bir çok isimde çocukluklarında dislektiktiler . Albert Einstein, Mozart , Leonardo da Vinci , John Lennon , Stephen Hawkings, Alexander Graham Bell, Thomas Edison, Agatha Christie .

 

Evet son söz olarak bu tür davranış bozukluğu olan çocuklarımıza dikkat etmeliyiz.

 

Sağlık ve barış dolu günler dilerim.

 

Paylaş :